HOŞGELDİNİZ.....Lütfen yorumlarınızı bizimle paylaşin.... İlginiz icin tşkler...
Özel Arama

Son Yazılarım

Kategorilerim

Arkadaşlarım

Bağlantılarım

53111849az7.jpg


kimsesiz bir gökyüzüne
lâl bir dilin tüm sesiyle haykırması kadar sağır,
karanlık sularda,bir âmânın gözlerini araması kadar kör;
yani anlamsızlığa yeni anlamlar yükler gibi
yalnızca yalnızlığa anlatıyorum kendimi…
çıkmaza düşmüş şiirlerin koynunda
bir uzun yol oluyor kalemden süzülen her harf
her hece aklımın kabristanlarında yankılanan
sahipsiz bir ölüm çığlığı,
masumiyeti sesimde eskiyen…
ve dudaklarımın ucunda bitmek bilmeyen acılı tiryakilikler
ve sonrasızlığın deminde keder dökülüyor kağıtlara
hâsılı aşk; ölü doğmuş bir çocuk şimdi
yüreğimin sevda çukurlarında…
hadi yâr kendini al gecelerimden
al ve git!
zaten bir uzak düştü benimki;
ertelenmiş zamanlarda resmedilirken mavinin imkansızlığı,
şiirler nice sevdaya küs bakış hüküm giymişken,
ezbersiz acılar eşliğinde gözlerinde tükenmek
ve ölebilmek kirpiklerinin iz düşümünde
hani meçhul bir izbede seninle el ele…!
oysa mutluluğu çoktan rehin bıraktım ben
bilmem hangi şehrin emanetçisinde
ve senden habersiz,
adından acılar türetiyorum şimdilerde…
dilimin ucuna geliyorsun bir zaman
yaşamak soruyorsun!
yaşamak; kör bir sancıdır sol yanımda,
dönüşsüz bir türkünün kambur sesinde yitip giden…!
ve dinledikçe kendimi,
kâbus olup büyür geceler karanlığın uğultulu yollarında…
ben kaçmak isterken her şeyden
gözlerin adına kendime sefer üstüne sefer eylerim.
sana çok benzeyen bir şehir olur geçtiğim her yer
her yer öylece uzar gider içinde gözlerimin
ve bizden çok uzakta
mevsim çömezi bir haziran
sonbahara uyanır şehr-i İstanbul,
gözlerinde bir mavi yangın
ve saçlarından dökülür martılar
Üsküdar’da pasaklı bir deniz kızının
sâhi martılar diyordu bir şair:
“martılar ki sokak çocuklarıdır denizin”
yani öylesi kimsesiz ve unutulmuş
yani morarmış kanatlarında münzevi bir hayat taşıyan
sonrası geç kalmış yaşanmışlıklarda
bulutsuzluğa prangalı bir çift yağmur damlası,
yağmasın diye kulelerde saklanan..!

işte böyle “can” dediğim:
yetim çocuklar hüznünde
kâhır yüklü gölgeme
çokça sahiplik etmişken bedenim,
yorgunluğun kıyısında
hüzün olup işlenmişim ömür gergefine…
çapulcu dillerin nazarında
sevdaya zûl libaslar giyinen,
uğursuzluk alâmeti koca bir hiç’miş adım…
ötesi yok!
gurbet yokuşu ağlamalar pazarında
iki damla gözyaşıymış bedelim
ve soyunup benliğimden
elem üstüne elem giyinmiş
sana pervane yüreğim
gözlerimde gözlerini ateş bilip yanmışım öylece
hiç ses etmemişim
meğer ne çok kedermiş
gözlerinin içinde tutuklu kalmak..!
lâkin sevmişim işte
her şeyden ve herkesten öte
sadece sevmişim seni…
ama sen kendini sök düşlerimden
sök ve git şimdi!
yolların koynunda
başımı yaslayıp ölümün yamacına
bunca acıyla yoldaş olmuşken ben
sen kaç benim kalabalığımdan
ve bir intiharın şafağında
sesini sil şiirlerimden
olmasın dönüşü gittiğin yolun
kalemi kırılmış gelişlerin hükmünde
sonsuz bir gidişle
unutmalara aç yüreğini,
yüreğini toparla yüreğimden
cellat bayramı asılışlarda
nasırlı urganlar kuşanmış şiirlerde seyreyle yüzümü
ve zamana not düşsün akreple yelkovan
yüzün kalbimin ortasında
yalnızlık yazgısı yemin olsun
ki belki arınıp mezar kalabalıklardan
ben yine ben olurum…!
yağmurlu bir gökyüzü akşamı
hani olur ya!
düş yorgunu bir martı gelir de hatırlatırsa beni
“ziyan ömürler kucağında
kendine has ölümler büyüten
bir deli çocuktu” dersin…
hadi git şimdi
git ki gözlerine “ayrılık” değmesin...
 
Kahraman Tazeoğlu

.


 

Aşkın yalan olduğunu söylemediler bana, bu yüzden yara bereyim gönül evimde...
Kaşlarımdaki öfkeyi susturacak söz bulamıyorum lugatımda!
Yakışmıyor artık sana susmalar tadını kaçırdın yıllarca. Aramıza boyumuzdan büyük ayrılıklar koydun oldu mu? Bende kalabalığın tenhalaşıyor yavaştan... Meltem esmiyor nicedir, fırtınalar susmadı henüz. Hayat anlamsız geliyor tutunamıyorum canıma...
Ben hiç mutluluktan delirmedim ama; delirmekten mutluluğu aşkta öğrendim.
Neden herkes bakışlarını üstüme yapıştırmış bana bakıyor? Biliyorum, çok çirkinim kimin yüreğinin zilini çalsam açılmaz kapılar ardında kalırım kimsesizliğimden... Oysa ben düşlerin pembesini yüreğimin görünmezliğinde saklarım... Temiz hayallerimden kurşun yemek öldürüyor içime sığmayan umutlarımı: Yine de her gece mektuplar yazarım sana hiç okumayacağın.

Yüzün flulaştı gözümde, aklım yavaş, yavaş seni unutmaya yelteniyor sevgili!
O duyumsuz bakışlarından aldığım yitik anlamı göğsümde tutuyorum...
Geç bastırılmış bir yalnızlık ihtilali için MERHABA! bu yüzden zehirli geceler bırakıyorum ve seni onarıyorum kendimi yaralayarak. Yalnızlığımdan bir sen çıkarıyorum sensizlik büyüyor yanımda...
Mor bir ölüm giyiniyorum sensizliğimin, sessizliğinde... Seni çıkarıyorum hücrelerimin beyinden kan revan her parçan, ben kanıyorum gözlerimden sen düşerken.

Seni bende devleştirmeseydim bu kadar sen de bilmeyecektin farkının farkındalığını sevgili!...
Sen de unutamayacaksın yar beni... Her şarkıda biraz beni hatırlayacak sevgimi bırakıyorum yüreğine usulca haykırarak farkında olmasan da.
Göm şimdi beni aklının dehlizlerine sana da bu yakışır sevgili!
Beni saçlarının toroslarında uyut, beyaz gelinliği sen giydir başımın mezarına!
Sonranın azı, mor dağların eteğinde ölüm kusacak aşkın ciğerlerimden... Bu ölüm beni de korkutuyor ama; gelsem yoksun, gelmesen ölüm oluyorum; nedir bu ters denklem anlamıyorum!
VE BEN SENİ BİLMESENDE, HALA ÇOK SEVİYORUM........
......

.



yüreğimden kopup gitmelerine bir yenisi daha.. hangi biri silinir ki aklımdan.. gözlerimden..

 

 

o geçişin turnikelerden..  sen kokan öpüşmelerimiz...elimi yüreğine koyuşum.."kendine dikkat et" deyişim.. "  seni seviyorum! " diyişin.. hangisini unutabilirim ki?

unutmalı mıyım..? yeni bir bedende doğabilmek için...

ben kendi  bedenimi istiyorum yalnızca.. sadece yaşamak istiyorum.. nefes almak.. gözlerimi kısmadan bakabilmek güneşe...

geçicek biliyorum.. yeni yeni nefesler dolaşıcak ciğerlerimde...

sen..

g

e

ç

i

c

e

k

s

i

n

...

üzgünüm.. sahip olduğum sabır yetemedi ikimize.. omuzlarımdan taştı sevdan... kaldıramadım.. kalbim kanadı.. ellerimde kaldı..kanlar içinde..

ama yaşıyorum hala.. bitmedi daha yolum..

daha büyüycem ben.. daha yeniden aşık olucam.. yeni bedenlere sarılıcam.. hepsi geçicek..

gülümsemeyi öğrenicem yeniden...

biticek.. hepsi geçicek..

geçmek zorunda; geçicek..

sen geçtin ki...

.

"Gün gelirdi sabahın ışığından gecenin koynuna"

Kimisinde tutku
Kimisinde acı

Kimisinde yalnızlığıyla soluk verirdi
Benimkisi ise sana eş ironiydi.

"Kaybetmenin olasılığını kaldıramayan olasılıksızlığımla çelişirdiısmarlama aşklara tahammülsüz gerçeklerim''

"Önceden sınırlanmış tehlikesiz heyecenlarım vardı"
Dur durak bilmez hayallerim vardı
İçinde sen olan yere göğe sığdıramadığım sevinçlerim vardı

Ta ki...

Sen sınırlarını aşmadan
Zincirlerini kırmadan
Uzağıma düşmeden
Hüzne bir kadeh kalaydı hepsi

"Sadece hayatına iltica etmek isteyen bir aşk sürgünüydüm"

Birşeyler eksiltmeden birşeyler katmak istedim
Eski acılarını dinleyip ben dindirmek istedim
Sen ise bütün acılarının pimini çekip bende bırakıp gittin
Beni bitirmek istedin sensizliğinle

"Bir garip mülteciydim gözlerinde"

Bütün imkansızlıkları aşıp bendeki sana ulaşmak için
Yüreğindeki mayınlara inat
Ölüme göze alarak
Sana ulaşmaktıherşeye inat

O peşini bırakmayan yaralı geçmişin kaç korku duvarı örmüş sevdalım?
Ulaşamadım sana
Ölümü göze aldım ama sensizliği asla...

/..Şimdiki yürek sancım

Bütün sevmelere
Korkulara
Yıkılan düşlere
Kimsesiz gecelerime
Üşüyen avuntularıma

Kıymık batımı acıların şimdi yürek sancımda

Şimdi herşeyim sensizliğinde..

Ayşe Bayhan
.


Bir istisnayım artık kuralı bozuyorum
Mışlı geçmiş bir şark çıbanıyım
Şimdi yaşamın yüzünde sızlıyor izim

Gündemde ilave tedbirler var, infaz bildirileri
Ecelimi bir hamaylı gibi boynumda taşıyorum
Potansiyel suçluyum, yasa da ceza da benim

Lanetlidir artık gözlerine mil çekmiş
Kurşun damlaları akıtmış kulaklarına
Kösnül kasıklarında yalaz, üstü başı kan
Şimdi isterik bir orospuyu oynuyor zaman

Bütün kapılara ayrılığın suretini astılar
Derme-çatma aşklar onarmaktan bitkinim
Dün erkendi, yarın gecikmiş sayılırım
Bir parça uçurum alıyorum terkime
Kutsuyorum yolları bir iklim bulmak için

Bozdum tüm oyunları şimdi satırbaşıyım
Sıcak uzun yazlardan, kış uykulardan
Sustukça derinleşen büyüyü bozdum
Karlar içinde yorgun bir selam gibi
Vakitsiz ve davetsiz giriyorum gecene
Gözlerinin sıcağına konuk et beni

Sonunda öğrendim konuşmayı, yürümeyi öğrendim
Geçtiğim tüm köprüleri yaktım, dönüş yok
Yollarla artık uğraklarla anlatırım kendimi
İçime akmıyor kanım, yaramı sevdim
Tazeleyin çoban ateşlerini ey ateş ustaları
Kavallarınıza yeni delikler açın
Emzirin sığınaklarımı uyak bulsun koyaklar

Yeni bir sayfa açtım işte ömrümü çiziyorum
Sensiz hiçbir şeyin hükmü yok benim için
Ölüm durmadan tazelese de hünerini
Yeni bir sayfa açtım kanımla yazıyorum artık
Kod adım aşk'tır
Ömrüm bu uzun hecenin ömrüne kayıtlıdır
Çünkü miladı yoktur kod adı aşk olanın
Ateşten gömlek giymiş bir şiirdir ülkesi
.


Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını,kendimi bulduğumda anladım. Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış,kendi yolumu çizdiğimde anladım. Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak,dinleyerek değil.. Bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım.. Yüreğinde aşk olmadan geçen her gün kayıpmış, Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım.. Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden, Neden hiç ağlamadığını anladım.. Ağlayanı güldürebilmek,ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş, Gözyaşımı kahkahaya çevirdiğinde anladım.. Bir insanı herhangi biri kırabilir,ama bir tek en çok sevdiği, acıtabilirmiş, Çok acıttığında anladım.. Fakat,hak edermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını, Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terk ettiğinde anladım.. Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet, Yüreğini elime koyduğunda anladım.. ”Sana ihtiyacım var, gel ! ” diyebilmekmiş güçlü olmak, Sana ”git” dediğimde anladım.. Biri sana ”git” dediğinde, ”kalmak istiyorum” diyebilmekmiş sevmek, Git dediklerinde gittiğimde anladım.. Sana sevgim şımarık bir çocukmuş,her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan, Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım.. Özür dilemek değil, ”affet beni” diye haykırmak istemekmiş pişman olmak, Gerçekten pişman olduğumda anladım.. Ve gurur, kaybedenlerin,acizlerin maskesiymiş, Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış, Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım.. Ölürcesine isteyen,beklemez,sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi, Beni af etmeni ölürcesine istediğimde anladım.. Sevgi emekmiş, Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş…
CAN YÜCEL..
.



Ağlamıyorum...Ağladığımı sanma...Sevmemiştim zaten...Alışkanlıktı Bendeki...Kabullenebilirim..Ka bullendim...Kabulleneceğim...
Aslında;Gidişinde cok koymuyor bana...Alıştırmıştın Gitmelerine...Dedim ya;alışkanlıktı bendeki...Kabullenebilirim...
Yanılmışım demekki...Sana kötü bir sözüm yok...Gidebilirsin.Zaten 'bozuk bir parayken mücevhere sevdalanmaktı' bendeki...Harcadığına şaşmamalı...Kabulleneceğim...
Hayır ağlamıyorum hemen kalkma...Bir 10 dakika daha uzat gidişini...Sevişlerinde kısa sürmüştü;bari gidişlerini uzat...Kabullenmeme 5 kalmışken...
Sesim titremiyor hayır...Sadece 'Sen Bana Böyle Baktığında;Herşey Mantıklı Geliyor...'Artık gidebilirsin...Ben gelişlerine Değil;Gidişlerine Sevdalanmıştım...Gidebilirsin sevdalım...

Ve gitmişti aşk...Ardında tozlu,kirli,paslı,anlamsızbir sır perdesiyle...Terkedilen;Terkedeni özlerken,Terkeden;Terkedecekle re açacaktı kalbini...Bu anlamsız çelişki sürecekti;Tanrı'nın anlamsız bir hediyesiydi kullarına...Çelişkileri seven,Gidenleri unutmayan,Ama gittiği anları bir kalemde silebilen gereksiz kullara;gereksiz bir hediye...
Seven;Sevdiğini,Sevilen;Sevmeyeni özlerken...Kıskanan;Kıskandığı nı,Kıskanılan;Kıskananı Dost bellerken...Bir gün daha yasayaçaktı anlamsızlığın şifreleri...Kalabalığın içindeki yanlızlık kadar saydam,Mayınların icindeki Bir gül kadar soyuttu insanlar...Kendine acımaktan zevk alan;baskasının canını yakmaktan kaçınmayan insanoğlu...
Tabiki Giderdi aşk...Aşkın tarifindeki ilk madde gözyaşıydı çünkü...Tabiki gidecek...Ya araya mesafe sokacak,Yada temelli gidişlerin ipini;boynuna dolayacak...Ve sen kaldıracaksın tümlikleri;sonra yazacak yazacak yazacaksın...Taki kendinden nefret edene kadar...Anlayacaksın ki;kendini tanımanla eşdeger hayat...Anlayacaksın ki;Seni senden baska kimse sevmeyecek sen kadar...Anlayacaksın ki;sana senin haricindeki herkes düşman...Ve birgün durup aynadaki yansımana;BEN SEVMEYİ;SEVMİYORUM!!Diyeceksin ...İşte o gün;sevilmeye başlayacaksın...Sıradan olacaksın...Can yakacaksın çünkü...
Biri cıkacak karşına...Dün emdiğin sütü unutacaksın mesala...Babandan aldıgın ilk haftalığı...Kardeşinle ucurduğun uçurtmayı...Herseyi unutacaksın...Buna kendinde dahilsin.Bağlanacak,şiirler yazacak,ağlamayı somut kılacak ve büyüdüğün ocağın sıcaklıgını 'Aşkın verdigi şerefsiz sahte gururla' soğutacaksın...Sileceksin dünündeki herkesi;bugünündeki uğruna...O bugünlerini süsleyen,herşeyi sildiğin ve delice benimsediğin sözde gerçeğin birgün cıkıp;Senden vazgeciyorum! dediği zaman anlayacaksın...İşin kötü kısmı;onun ugruna sattığın hersey ugruna asla pişman olmayacaksın...Aşk boktan.Güzel deyip;aşkı süsleyen şairlerde sahtekar...Aşk;yaşamaktan zor,Aşk;dayak yemekten acı,Aşk;yanılmasanın yansıttığı gecici bir büyü sadece...İmkansızlığın diğer anlamında saklı;gercek aşkı yakalamanın şansı...
Sonunu bilerek sevdalanıp,acıyı seve seve kabullenip,kendinizle mutluyken bir baskası ugruna mutsuz olmayı tercih etmek kadar sacma ama çekici...Kaçınılmaz bir bitiş.Bir sonraki başlangıcı olmayan...Seven-Sevilen arasında oluşan bir işkence türü...

Seven; Gitmen cok anlamsız...Ben her anlamı sende yakalayacak kadar anlam kıldım sana,Sen gidecek kadar anlamsız olma,yapma bunu...Ne olur...Sevemediğim herseyi sende sevmişken;sensizliği sevmemi nasıl beklersin?Yapamazsın...Dün okşuyordun sacımı,dün bakıyordun gözlerime,dün sevdigini söylüyordun?Bugün ne değişti sende...Ne yaptım sana...Diyorsunki;hayatı sevmekten vazgeç!,Uyanmaktan vazgeç!,Kendinden vazgeç...

Diyebilecek kadar büyümüşken seven;sevilen bunlara rağmen küçülmekten vazgeçmez...Gider...Sebebi;Sevilmek olsa gerek...Seven;sevmemeyi öğrenir bu sayede,ve Tanrının anlamsız hediyesini kabul edip;çelişki sıfatına yakışanı yapmaya başlayıp seven arar...Sevilen kavramını lugatından silip;hayatla acı bir şekilde tanışır...Sıradanlığı;Günümüzde 'Sıra Dışı' diye sınıflandırırken,o Sıra Dışı diyenlerin arasına istemeyerek karışır...
Çünkü Yaşadığı Aşkın Değil;Şerefsizligin sırıtan Cilvesidir...

.

Kentin cüretkar yüzlerini yüzdüm. Ellerim ağır yaralı.
Sabıkamda koca bir suret kaldı. 
                                 

Siz… Kendi/sizliğinden korkan bir kalabalığın en acil tadıydı küfürlü yanlarınız. Adınızın düştüğü her yalanın mahkumuyum şimdi. Kapının bana dönük tarafından aksediyor gözleriniz. Pencereler sizi çarpıyor. Kulaklarım sizi tırmalıyor. Bozuk bir tını ağırlığında basıyor sesiniz üstüme. Sağır taklidine yatmamda fayda etmiyor. D/uyuyorum kısır se(si)ni(zi).  Pasif kalıyorum çöreklenen tarafınıza. Tam da en dipli yerinden çakılıyorum hayatınızın. Neresine sığdıramadığınızı aklım almaya yetmezken içinizin bulantılarını görüyorum. Bulanıyorum.

Firari sancıların duasına açılırken avuçlarım paslı bir çivi çakılıyor usuma. Us kötürümü oluyorum. Cinnet mahalli uykulardan sıçrıyorum ama hiçbir düş kalmıyor aklımda. Hiçbir yazgıya aklım ermiyor. Payıma düşen ‘sen sus’ ların anatomisine şaşkınım.  Katli vacip bir sevdanın treninden atılıyorum. Vagonlar arasında sıkışmışım. Çıkamıyorum. Ne cesedime rastlıyorlar raylarda ne ellerimi tutabiliyorlar.  Kendim/sizim. Kent/sizim. Sizim siz… 

 Sırt sırta vermiş bir dizi cümlenizin içinde kayboluyorum. Bulunamıyorum hiçbir anlamlı cümlenizin içinden. Anlam yüklediğiniz hiçbir kelime adımın manasını vermiyor. Burukluğum tam da bundandır belki. Adımın cümlelerinize nokta dahi olamayışıdır yüzümün düşme sebebi. Titrek ellerle defnediyorum bu yüzden baharları. Kara kışları g/özlüyorum kapı aralığında(n).

Gelmekte olan bitimsiz bir kışın ürkütücülüğü ürkütmüyor yalnızlığımı. Doyuyorum sizsizliğe. Yudum yudum kanıyorum sizi… Pes etsem belki varır bir yere yersizliğim. Belki tutulmayan saçlarıma yurt olur kaldırımlar. Vazgeçemiyorum sizden. Birikiyorum adınıza. Bu yüzden;      

Adınız(sızım)…  

.



Desem ki
Sana geldim ve acının tüm duraklarına uğradım gelirken
İhanete uğramış bir sevdanın çığlıkları var kulaklarımda
Ben vazgeçmenin arifesinde
Sen bir bayram sabahı kadar güzel
Zaman bedel ödetiyor bana,
Sense ışıl ışıl bakıyorsun zamana
İşte öyle hesapsız ve bütün aşklar gibi zamansız geldim ben sana

Desem ki!
Bütün karabasanlarımı düşlere çevir
Yenilgilere düşmeden
Bütün ihanet zangoçlarını devir
Önce iyileştir içimde ki
Kanadı kırılmış beyaz güvercinleri
Masmavi bir gökyüzü resmet sonra
Uçur hepsini özgürlüklere.


Desem ki!
Dalgaların vursun
Viraneye dönmüş kıyılarıma
Her vuruş bir tını düşürsün
Yitmiş notalara
Bir şarkı yaz sonra.
İçinde ihanet olmayan,
Satmayan, satılmayan
Güneşin bile ezberlediği
Yıldızların geceler boyu söylediği
Ayın halesini, gece ile dans ettiren

Desem ki!
Suçsuz olsam da!
Bitmiş bir aşkın bütün suçları var benim sırtımda
Aşkı öğrenmiş olarak geldim sana
Oldu ya sen de bitirdin yarınlarda
Sende bıraktın beni ortalıklarda
Ben bütün suçları gene alırım sırtıma
Taşırım omuzlarım çökse de
Taşırım dizlerim titrese de
Ben bana yakışanı
Ben aşka yakışanı yaparım korkma!


Desem ki!
Bilmediğim yollardan
Bildiğim dağlardan,
Özlem ve hasret kokuları ile geldim
Kaybolmuş bir benlik getirdim sana
Farzet ki kozamdan yeni çıktım
Ömrümse bir o kadar kısa
Kısa bir ömre,
Dev gibi yaşanmışlık sığdıralım

Desem ki!
Gözyaşı dolu iklimlerim
Kor ateşlerde kavrulmuş benim bütün iliklerim
Nereme dokunsan yanar ellerin
Sol yanım, sen
Sağ yanım, düşünen kadın sureti
Sende arıyorum kaybettiğim yüreğimi
Gözlerinde gördüğüm renklerle ruhumu boya
Rotasını şaşırmış yüreğimin kaptanı ol
Ve demirleyelim istediğin her koya


Desem ki!
Kayıp bir kentin yağmalanmış tahtından geliyorum.
Ne varsa öldürdüler de,
Sadece, gözlerine hüzün düşmüş bir çocuk kaldı içimde.
Sen karanlığın ortasında bir ışık
Sen çocuk özlemi ile yanan şefkatli bir anne gibi
Dokun bütün karanlıklarıma

Ve desem ki
Boynumda yargısız bir infaz
Bir yok olmuşluk var peşimde
İşte öylesine çaresiz, işte öylesine mecbur
      Mülteciyim ben sana...

.

« Önceki ::